“Melih Gökçek’in yaptıklarından ak parti sorumludur ve kendisini derhal görevden almalıdır.”
“İçişleri Bakanlığı ve valilik, belediye başkanlarını görevden alabilir, almalıdır.”
Bunları diyenler gerçekten bunların olabilirliğine inanıyorlar mı? Bu ülkede, görevden alma (hadi buna istifa etmeyi de ekleyelim) kriterinin “işini iyi yapma” olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?
Evet aslında, belki de kriter bu bazen. Ama biraz ters işliyor sanki? Görevini yapıp Yaşar Büyükanıt hakkında iddianame hazırlayan Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, halka ne dilde konuşuyorsun diye anket yapıp %72 kürtçe, %24 türkçe, %3 süryanice, %1 arapça sonucunu alınca bu 4 dilde belediyecilik hizmeti vermeye niyetlenen Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş görevden alınırken seçimde başarısız olanlar, yolsuzlukları meydana çıkanlar, açık açık suç işleyenler koltuklarında keyif çatmaya devam ediyorlar.
“Avrupada böyle bir skandal olsa bir gün daha görev başında kalamazdı.” Hadi canım? Bu ülkede işler evrensel kriterlere göre yürüseydi, Ulaştırma Bakanı istifa etmiş, Genelkurmay Başkanı 3 kez görevden alınmış, Deniz Baykal 2 kez istifa etmişti. Melih’e falan gelene kadar ohoo…
edit: arapça %4 değil %1′miş.
Ağustos 13, 2007, 18:08 üzerinde
(Şimdi yazacağım şeyi herhangi bir cengaver türk politikacısından beklediğim falan yok(realistim fena))Kobe depreminin ardından şehre 3 gün su veremeyen belediye başkanı intihar eder.Oluyor böyle şeyler.
Ağustos 13, 2007, 19:18 üzerinde
Ankara yolundaki tren kazasından sonra şöyle birşey okudum. Bugünkü yüzsüzlüğümüzü geçmişteki yüzsüzlüklerimizle örtelim strateji uygulamış RTE:
Kazadan kısa bir süre sonra, Başbakan Tayip Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a yönelik olarak yapılan istifa çağrılarını reddetti ve gazetecileri azarladı. Erdoğan gazetecileri “Çok ileri gitmeyin ve haddinizi bilin!” diyerek tehdit etti. “İlk sorduğunuz soru belki de akla en son gelecek şey. Geçmişte Türkiye’de böyle kazalar olduğunda hükümetler istifa mı etti, bakanlar görevinden mi uzaklaştırıldı? Tren kazası konusunda ideolojik yorumlar yapmayın!”
Ağustos 13, 2007, 23:44 üzerinde
bu adamın oğlu katanayla adam doğradı yüzsüz yüzsüz şimdi çankaya belediye başkanı olmaya çalışıyor. seneler evvel arenanın ortaya çıkarttığı fakir çocukların böbreklerini yurtdışına satan bir şirketin sahibiydi babasıda. uğrusuz famili. ayıp denen bişey var be bu adam ankaranın doğal gaz paralarıyla göz göre futbol takımı kurdu hertarafa saçma sapan alt üst çapraz vs vs geçişler yaptı ankarayı deldi deşti o topladığı paralarla seçimlerde yardım paketleri alıp varoş semtlerde dağıttı. canlı yayında emin çölaşana yaptıklarını ben utancımdan izliyemedim yok nüfusta kadın yazıyomuş falan filan. bre terbiyesiz deyyus ne yüzle be gavat ne yüzle? yetmiyomuş gibi bide bu su skandalı çıktı ortaya çıktı çözüm rabbimde buyurdu.
Ağustos 14, 2007, 0:13 üzerinde
Melih bey de bidonları ellerinde protesto gösterisi yapanlara ideolojik bunlar diye tepki göstermiş,solculukla suçlamış.Solculukla suçlamak nasıl bir insan evladı tepkisiyse.
Ağustos 14, 2007, 3:23 üzerinde
tayyip kendini görevden alsa keşke ama nerde..
Ağustos 14, 2007, 10:36 üzerinde
arkadaşım ankaradaki su kesintisiyle bilmem nerdeki %70 şu %50 bu gibi oranların ne alakası var…bir de koyu yazmış oraları ..sevsinler senin hizmet anlayışını…
bu devletin resmi dili türkçe güzel arkadaşım…işine gelir veya gelmez ama bu böyle…
maşallah, onun bunun yazısından, üç beş köşe yazarının yazdıklarından anladıgın kadarıyla iç işleri bakanının belediye başkanlarını görevden alabilecegini ögrenmişsin ama anayasanın değiştirilemez maddelerinin ne oldugunu bile bilmeden güya eleştirel yaklaşımda bulunmuş, kendini adam yerine koymuş, oturdugun yerden “hizmet nasıl yapılır” konulu ahkam kesiyorsun…afferin, vatan ve milleti nasıl yapar da bi şekilde karıştırırım başlıklık gayretkeşligini (!) taktir ediyor sana daimi başarılar diliyor, gözlerinden öpüyorum…
Ağustos 14, 2007, 14:38 üzerinde
sayın zahiri, öncelikle alaycı üslubunuz çok şirin. Yalnız ben sizin arkadaşınız değilim, güzel hiç değilim. (öyle yoruma böyle cevap)
Siz nasıl su kesintisiyle kürtçe hizmetin alakasını kuramıyorsanız ben de değiştirilemez maddelerle kürtçe hizmetin alakasını kuramıyorum. O 3 maddede “belediyeler türkçeden başka dille hizmet veremez” diye bir şeyi nereden gördünüz bilmiyorum. Yoksa “halkın tamamı türkçe konuşur, başka dilde konuşulmaz” mı diyor. Osmanlıca neden öğretiyoruz kuzum o zaman? “Oturduğum yerden” hizmet nasıl verilir konulu bir şey yazmadım ben, görevden alma/istifa etme konusunda bir şeyler yazıyor orda, tekrar okursanız, ve evet araya hak ve özgürlüklerle alakalı bir şeyler sokuşturdum, çünkü bunlar beni ilgilendiriyor.
“Vatan ve milleti bir blog yazısıyla karıştırmak” gibi bir şeyi yapabileceğimi düşündüğünüze göre kendimi adam yerine koymama şaşırmamanız gerek sanıyorum. İyi dileklerinize teşekkür ederim, ama keşke gözlerimden öpmeseydiniz. Neyse olmuş artık.
Not: Onların koyu olması nedeniyle belli ki daha çok sinirlenmişsiniz “kürtçe”, “süryanice” falan gözünüze gözünüze, rahatsız etmiş. Lakin onun sebebi o uzun cümleyi daha anlaşılır kılmaktı sadece. Koyu yazınca vatan millet daha çabuk karışmıyor zaten..
Ağustos 14, 2007, 16:44 üzerinde
sevsinler senin o yoruma verdigin bu cevabı :)
resmi dil kavramının ne demek oldugunu biliyormusun çirkin kardeşim ?
resmi dil demek, devletin resmi organlarının kullandıgı,resmi evrakta kullanılan , yazışmalarda kullanılan dil demektir…misal, tapu sicili türkçe tutulur demektir…neden , çünkü herkese açıktır sicil kayıtları…sen oraya kürtçe yazarsan yarın birgün ben gidip oraya bakacagımda nasıl anlıycam nerde ne yazdıgını..kargaşanın boyutunu tahmin edebiliyormusun ?
oysa sen bunu bilmiyorsun ama “ayrıca orda belediyerler şu dili kullanır veya bunu kullanmaz” diye belirtilmedigi için ikinci sınıf ilkögretim ögrencisi seviyesinde kafana göre hukukun açıgını buldum diye seviniyorsun :)
haa eger bu su denilen şey, kürtçe hizmet verince hemen gelivercekse tamam kuzum hemen kürtçeyi zorunlu dil yapalım da kurtuluverelim suzuzluktan…
olay dilde degil, zihniyette…hizmet edecek olduktan sonra bunun dille ne alakası var…ama maksat hizmet etmek degil, maksat birilerini galeyana getirip , bakın bize engel oluyorlar diye ortalıgı velveleye vermek…kendini acındırmak…bu millet da zaten saf ve salak ya…degil mi ?
biz ecdada vefa borcumuzu ödüyoruz sadece, birilerinin yaptıgı gibi suyu osmanlıca sayesinde getirmek gibi bir iddamız da yok…
bu arada, kendini boş yere adam yerine koyma…eger istersen sana da “gayretkeş” kelimesinin manasını ögretelim buyur gel de… boş yere vakit kaybetmezsin hiç olmazsa böyle lüzumsuz işgüzarlıklarla…ayrıca sen de bizlere “kıvırma” dersi verirsin o zaman uzun cümleleri anlatmak istedigimizde…böylece ödeşmiş de oluruz ? ne dersin ?
Ağustos 14, 2007, 17:04 üzerinde
kürtçeyi resmi dil yapıp, bu sayede susuzluktan kurtulmak hedefim evet, tam olarak bunu anlatmaya çalışmıştım yazıda. neyse, boş yere vakit kaybetmeden;
resmi dil türkçe diye belediyeler kürtçe hizmet veremez diye bir şey yok, resmi yazışmalar türkçe yapılacak, tapu senedi bilmemnesi türkçe tutulacak, resmi dil bu. ama belediyeye gelip kürtçe soru soran vatandaşa da kürtçe cevap neden verilemesin? ana dili oysa, onu daha iyi anlıyorsa, o dilde konuşursan daha iyi hizmet verirsin evet. Didim, Bodrum, Çeşme belediyeleri, yabancı turistle nece konuşuyor bir fikriniz var mı?
amma korkmuşsunuz yahu kalın yazılmış kürtçe‘den, ki hala devam ediyorsunuz. kalın yazıya sebebimi “kıvırma” olarak algılamanız çok enteresan. Kürtçe‘yi kalın yazdım diye özür dileceyek, kıvıracak halim yok. “anket sonucunu (%72) gözünüze sokmak için yaptım” demekten neden çekineyim amacım o olsa?
Ağustos 14, 2007, 19:27 üzerinde
bak bak bak,,,yine koyu yazmışsın…
ortaokulda yatılıydım…ustumuz başımız pek duzenli olmazdı genelde…bu düzensizlikten benim pantolonun cebinin nasibine de kucuk bır delik duşmuştu ,,,
bir gun sınıfın ortasında cebime bozuk paraları attım …unutmuşum deligi tabi ki…paralar düştu, yerlere dagıldı…ben utanarak acaba kimse farketti mi diye etrafıma baakarken, bi yandan da yerden topladıgım paraları tekrar yere atıp guya demin ki bozuklukları bilerek düşürmuşum gibi bir hava vermeye çalışmıştım…
bi anda maziyi dolaştık sayende….sagol…
mevlannanın dedigi gibi..ham adama laf anlatmak zor….ben gene de azatırdım ama malasef f klavye var elımin altında şu an…
öpüorum guzel gözlerinden kardeşim…selametle,,,,
Ağustos 14, 2007, 20:47 üzerinde
Emin Çölaşan’ın Melih Gökçek’e “ehelehe İ. Melih ehelehele” demesiyle Melih Gökçek’in Emin Çölaşan’a “nüfusta kadın yazıyor senin cinsiyetin eheleheleh” demesi arasında bir fark göremiyorum. Melih Gökçek’i seviyesizlikte geçebilecek nadir kişilerden olduğunu düşünüyorum Emin Bey’in.
Ağustos 15, 2007, 22:50 üzerinde
4 dil konusunda yorum:
turkiye cumhuriyeti devleti anayasasinda belirtilen hukumlerle uniter bir devlettir ve resmi dili turkcadir..
avrupa da bu dedigin olabilir ancak avrupa da devlet yapisi federaldir..
elma ile armutlari karistirmayalim..
Ağustos 15, 2007, 23:44 üzerinde
bunun üniterlik federallikle, resmi dille alakası yok. bodrumda turiste ingilizce hizmet vermek üniterliğe ne kadar aykırıysa diyarbakırda kürtçe vermek de o kadar aykırı.
Ağustos 16, 2007, 2:23 üzerinde
Bugun Melih bey acik acik tehdit etti halki tasarruf yapilmazsa sularin kesilecegi hakkinda. Gorevden alma olaylari icin bir sey diyemem, ama AKP onumuzdeki secimde Gokcek’i kadrosunda bulundurmaz, zira gazetelerin, dergilerin AKP aleyhine yazilar yazarken “Daha x sene once susuz birakan parti..” seklinde cumleler kurmasini engellemek icin AKP’nin bunu yapmasi gerekiyor. Kotu hizmet verdiginden degil, itibari zedelendiginden.
Bir de, edebiyat ogretmenimiz okey deyince olay cikarmayan ogrencilerin akillari baslarina kurtce konusulunca mi geliyor? Kurtceye ozel birseyler var Turkiye’de. Ozenti tikiler ingilizce konusunca sesimiz cikmiyor, sokakta biri kurtce konussa milliyetci kesiliyoruz… Bizim milliyetciligimiz bu kadar adi iste.
Ağustos 16, 2007, 13:33 üzerinde
resmi dil konusunda bu kadar hassasiyet gösteren insanların yazı yazarken soru eki “mi” yi ayırmaması, 2 kelimeyi bir araya getirip düzgün cümle kuramaması, noktalama işartetlerini kullanmayı beceremeyisi de nasıl şahane nasıl süper ironi oluyor belli değil.