Hadi 4 resmi bayramda asıyorsunuz afişlerinizi, asın, yapın doyasıya reklamınızı. 10 Kasım’da da anın başkomutanı. Ama, öğretmenler günü, şehitler günü, kadınlar günü, nevruz ve hatta türk dil bayramı gibi, kutlanabilecek/anılabilecek ne kadar gün varsa, niçin her otobüs durağından, her billboarddan reklam yaparak değerlendiriliyor? Neden bangır bangır ordu reklamı yapma gereği duyuyorsunuz? Anketlerde güvenilirlik oranınız mı düştü? İnsanlar askere mi gitmiyor? Sanki mümkün, sanki askere gitmemek, eline silah almamak bir insani hak. Zaten sike sike gidiyoruz. Zaten sike sike TSK hala “en güvendiğimiz kurum.” Neyin reklamını yapıyorsunuz? Kime yapıyorsunuz?
Vergilerden, oynanan her sayısal loto, süper loto, iddaa kuponundan, dini bayramlarda toplanan zekat zarflarından, ve dahi sinema biletlerinden en güzel oranlarda aldığınız yüzdeler neden bu reklamlara gidiyor? Ki bu reklamlar, buz dağının sadece görünen yüzü. Kim bilir o sivil denetlemeden muaf bütçenizi nerelere çar çur ediyorsunuz. Ultra-opak, dikenli tellerle çevrili ve dış duvarlarında her beş metrede bir halkın %20’sinin konuştuğu dil hariç diğer bütün dünya dillerinde yazılmış kırmızı tabelalarla girmenin yasak olduğunun belirtildiği, her şehrin en güzel yerine çöreklenmiş mekanlarınızda, nerelere harcanıyor bu paralar daha kim bilir. Sormuyoruz, soramıyoruz. Sorsak, dava açsak, o davaya da askeri mahkeme bakıyor. Ne güzel kurulu sistem. Tıkır tıkır işliyor.
O para halkın parası, o para benim param, ve her hafta kafanıza esen bir gün bulduğunuz her billboardu kiralamak için kullanılmasını istemiyorum. Doğru düzgün paraşüt alın o parayla da daha fazla asker şehit olmasın bok yoluna.
Ha bir de, o günün adı, dünya emekçi kadınlar günü.






