Posts Tagged ‘barış’

.

Aralık 22, 2008

İşte Gerçek Milliyetçi

Eylül 1, 2008

Abdullah Gül, Ermenistan’a maç izlemeye gidecek ya, kaç gündür bekliyorum bir cengaver vatansever, bir milliyetçi, bir ülkücü şuna karşı çıksın, “olur mu ermeninin (e küçük!) ayağına gitmek, yakışır mı Türk’e!” felan desin. Yok, onlar varsa yoksa Ermenistan sınır kapısında sınırın 2 tarafına anıtlar yapılmasını falan önersin. Peh!

Beklediğim ses sonunda Baykal’dan çıktı. Deniz Baykal, Şimdi bir maç vesilesiyle Türkiye, Ermenistan ile yeni bir ilişki düzeni içine girme maksadındadırdemiş, “ben olsam Bakü’ye gitmeyi tercih ederdim” diye de eklemiş. Helal sana Baykal! İşte gerçek bir milliyetçiden beklenen tavır!

Bese! Em çareserîyê dixwazin!

Mayıs 31, 2008

Finallerim başladığından ben orada olamayacağım. Mitingin 2 dilde tek slogan, tek pankart altında yapılacağını hatırlartırken, yüzsüzce çağrı metnini copy paste edip kaçıyorum…

1 HAZİRAN’DA KADIKÖY’DE
Türkiye Barış Meclisi barış yolunda yürüyor.

Kürt sorununda çözümsüzlük, hepimize zarar veriyor.
Çözümsüzlükte inat ve ısrar edenler acılarımızı artırıyor,
Türkiye’nin demokratikleşmesini ve toplumun özgürleşmesini engelliyor.
Biz Barış Meclisi olarak çözümsüzlüğe artık yeter diyor ve Kürt sorununda demokratik çözüm istiyoruz.

Sen de katıl aramıza!

Bu ülkenin sessiz çoğunluğu içinde olan, barış içinde yaşamak isteyen, sesi duyulmayan, yüzü hatırlanmayan insanlar!

Erkeğin bir adım gerisinde durması istenen kadınlar!

Yani türbanlı olduğu için üniversiteye giremeyenler!

Yani emekli maaşına ancak ölürken layık görülen emekçiler!

Yani doğru söyledikleri ve haksızlıklara karşı çıktıkları için yargılanan aydınlar!

Yani ırkı, dini, mezhebi, cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğrayanlar!

Hepimiz 1 Haziran’da Kadıköy’de olalım!

Bizim de sözümüz var!

Biz ölüm değil çözüm istiyoruz!

Savaş değil barış istiyoruz!

Sen de katıl aramıza!

Kral Çıplak

Şubat 26, 2008


Sonunda konuştu 1 kişi.

1 kişinin bile bir durup düşünmesini sağladıysa bu kadın, maç izler gibi operasyon izleyen, “112-15 yeniyoruz hacı” diye sevinen 1 tane embesilin aklını biraz olsun başına getirdiyse, “şehitler ölmez, vatan bölünmez” naraları atan on adamdan on kat fazla faydası olmuştur vatana, millete, dünyaya.

Bu kadar ünlü, halka malolmuş bir insan olarak, halkın çok büyük çoğunluğunun sana katılmayacağını bile bile böyle laflar etmek cesaret ister. Selam olsun sana Bülent Abla!

Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi Bir Türkiye İçin…

Ekim 29, 2007

Ülkeyi yönetenler, halkın ihtiyaçlarını ve beklentilerini göz ardı ederek kendi küçük hesapları ve çıkarları doğrultusunda bir Türkiye inşa etmeye çalışıyorlar. Anayasa tartışmalarından, sosyal alandaki düzenlemelere, tezkere görüşmelerinden bütçe hazırlıklarına kadar tüm uygulamalar halktan ve toplumun örgütlü kesimlerinden esirgenerek hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bizler, geleceğimizi şekillendirecek uygulamaların bize rağmen hayata geçirilmesine izin vermeyeceğiz. “Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye” talebimizi herkese duyuracağız.
3 Kasım’da, Türkiye’nin özgürlükten, demokrasiden, eşitlikten, barıştan ve emekten yana aydınlık insanları bir kez daha alanlarda olacağız!

  • Baskıcı, totaliter ve muhafazakar bir anayasaya hayır, özgür ve demokratik bir anayasa istiyoruz diyenler,
  • Savaş çığırtkanlığına hayır, yurtta ve dünyada barış istiyoruz diyenler,
  • Emperyalist sömürü politikalarına hayır, tam bağımsız bir Türkiye istiyoruz diyenler,
  • Özelleştirmeci, piyasacı, neo-liberal politikalara hayır, kamusal zenginliklerimizin korunduğu, hakça bölüşümü esas alan bir ekonomi istiyoruz diyenler,
  • Eğitimin kar kapısı olarak görülmesine hayır, parasız, bilimsel, demokratik ve laik eğitim hakkı istiyoruz diyenler,
  • YÖK’e ve üniversitelerdeki tüm baskılara hayır, özgür, demokratik ve bilimsel bir üniversite istiyoruz diyenler,
  • Sağlığın ve sosyal güvenliğin piyasalaştırılmasına, Ssgss Yasasına hayır, herkes için parasız, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hizmeti istiyoruz diyenler,
  • İnsanların açlıktan, yoksulluktan ve soğuktan ölmesine hayır, tüm sosyal haklarımızın kamu güvencesine alınmasını istiyoruz diyenler,
  • Toplumun sadece belli kesimlerinin kayrılıp gözetilmesine hayır, eşitlikçi bir toplumsal düzen istiyoruz diyenler
  • Zorunlu din derslerine hayır, dinsel inançların kamusal alanda baskı aracı olarak kullanılmasın diyenler,
  • Tek bir dinin, tek bir mezhebin devlet tarafından kollanmasına ve dayatılmasına hayır, biri diğerinin önüne konulmaksızın tüm inançların özgürce yaşanabildiği özgürlükçü bir laiklik istiyoruz diyenler,
  • Her türden milliyetçi, şovenist ve ırkçı yaklaşımlara hayır, birarada kardeşçe yaşamak istiyoruz diyenler,
  • Farklı kimlikleri, kültürleri yok sayan, onları yok etmeye çalışan tek tipçi anlayışa hayır,
  • Kürt Sorununda demokratik bir çözüm istiyoruz diyenler,
  • Cinsiyetçi politikalara hayır, toplumsal yaşamın her alanında ayrımsız bir eşitlik istiyoruz diyenler,
  • Emekçilerin örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasına hayır, demokratik bir çalışma hayatı istiyoruz diyenler,
  • Güvencesiz-sözleşmeli çalışmaya, Kamu Personel Rejimi Yasasına hayır, kadrolu, güvenceli istiyoruz diyenler,
  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanununa, Kabahatler Kanununa hayır, baskısız, özgür ve demokratik bir ülke istiyoruz diyenler,
  • 301. maddeye hayır, düşünce özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılsın diyenler
  • Sahte sendika yasasına hayır, grev ve toplu sözleşme hakkımızı kullanmak istiyoruz diyenler,
  • Doğanın tahribatına hayır, tüm canlılar için yaşanılabilir bir çevre istiyoruz diyenler,
  • Darbeye ve Cuntacılara hayır, 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulsun diyenler,
  • 3 Kasım Cumartesi Günü KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye irademizi göstermek için Ankara’da buluşacak.

    Türkiye’nin geleceğini savaş çığırtkanı, milliyetçi, muhafazakâr ve neo-liberal politikalara bırakmamaya kararlı olan bu ülkenin tüm aydınlık insanlarını 3 Kasım’da Ankara’ya çağırıyoruz.

    Aydın ve sanatçıların destek bildirisi:

    (…) İktidar partisinin, bugüne kadarki hükümet pratiği, yerleşik siyaset ve yönetim zihniyetinin bir devamı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, iktidar partisinin kapalı kapılar ardında yürüttüğü anayasa çalışmaları, 1982 Anayasası’ndan kopuşu sağlama yeteneğinden yoksundur. Anayasa tartışmalarının bir diğer cephesinde ise, milliyetçi-otoriter güçler yer almaktadır. Bu güçlerin; özgürlük, eşitlik ve demokrasi yönünde talepleri olmadığı, neo-liberal politikalara itiraz etmedikleri de sır değildir.

    Anayasa tartışmalarının kaderi, bu güçlerin ellerine bırakılamaz. Bizler, yeni anayasa tartışmalarının, Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye hedefine hizmet etmesini istiyoruz. Silahların gölgesinde, şiddet histerisi ile toplumsal barışın karartılmasına karşı duruyoruz.

    (…) Tüm yurttaşları acılarımızı paylaşmaya, yan yana yürümeye, Özgür, Demokratik ve Eşitlikçi bir Türkiye’yi birlikte yaratmak için ses vermeye çağırıyoruz.