Posts Tagged ‘birgün’

BirGün’e Veda

Haziran 4, 2008

Kürt sorununda “yabancı” aracılı çözüme temkinli yaklaşması anlaşılabilirdi. Tarikatçı Sertab Erener komedisini de “eheh” diyip görmezden gelebilirdim. Ama bu haberdeki o cümle, bardağı taşıran son damla oldu:

İslami kesime yakınlığıyla bilinen Taraf Gazetesi.

Amaçları ne bilmiyorum, ama bir çok konuda nispeten yakın görüşü savunan iki gazeteden birinin diğerine böyle bir çamur atması, nasıl desem, “düşündürücü.” BirGün’ün, Taraf’ın “islami kesime yakınlığıyla bilinen” bir gazete olmadığını bilmemesi mümkün değil. O sadece kemalistlerde olan bir “bizden değilsen onlardansın” sanırısı olabilir. Ama buna rağmen yazılan bu cümle, hiç bir şey değilse okura saygısızlık. Güvendiği bir gazetede, başka bir gazetenin “islamcı” olduğunu okuyan biri, artık uzun bir süre o gazeteyi öyle görecektir. Yeniçağ’ın “Ufuk Uras, AKP’ye yakınlığıyla biliniyor.” yazmasından farkı yok bunun. (Hatta bu daha kötü, ortalama Yeniçağ okuru için, AKP, ÖDP’den 10 kat iyidir çünkü)

Bugün itibariyle BirGün’le aramdaki bağ kopmuştur. “Okuduğum 2 gazeteden biri”, “sokakta birinin okuduğunu görünce mutlu olduğum gazete”, “daha fazla kişi tanısın diye okuduktan sonra oraya buraya bıraktığım gazete” değildir artık BirGün. Artık Milliyet neyse, Sabah neyse, BirGün de odur benim için. Daha fazlası değil.

Büyük Tehdit: Reiki

Mayıs 30, 2008

Geçen gün, bu seneye kadar en azından 2 günde bir aldığım, hatta zamanında uğruna gecenin 11inde ODTÜ Jandarma yokuşları tırmandığım, Çeşme’de gezmedik gazeteci bırakmadığım BirGün gazetesinin ulusalcımsı tavrının sinirlerimi bozmaya başladığından bahsetmiştim. Dün dehşetle farkettim ki, daha hiç bir şey görmemişiz.

Şu yandaki resme tıklayıp okuyun lütfen. Abdullah Gül’ün Mazhar Alanson, Sertab Erener gibi tarikat şeyhlerini köşke çağırdığını öğrenecek, bunun Erbakan’ın 28 Şubat öncesinde çağırdığı tarikat şeyhleriyle karşılaştırılmasına tanık olacaksınız. Bu arada ülkemiz üzerinde oynanan büyük bir oyun gözlerinizin önüne serilirken, Sertab Erener’in bu oyunun çok önemli bir parçası olduğunu dehşetle farkedeceksiniz!

BirGün! Gazetem! Titre ve kendine gel!

Kürt Sorununa (Aracılı) Çözüm ve BirGün

Mayıs 22, 2008

BirGün iyice canımı sıkmaya başlıyor. “Yabancı”ya karşı “ulusalcımsı” tavır gün geçtikçe daha çok göze batıyor.

Geçtiğimiz günlerde bir grup Kürt, Le Monde ve International Herald Tribune gazetelerine “Kürt sorununda çözüm” için bir ilan verdi. İlanda eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, İspanya Başbakanı Felipe Gonzales ve eski Finlandiya Başbakanı Martti Ahtisaari isimleri de arabulucu olarak önerildi. Birgün’ün buna karşı eşşek kadar sür manşeti ne peki: “Bu adamlarla olur mu?” Haberin tamamı (farklı bir başlıkla) burada.

Yazıda Önder İşleyen ve Tayfun Mater’in değindiği sebeplerle Tony Blair’in tercih edilmemesini anlıyorum. Ama zaten görüşü alınan kimse diğer isimlere net bir tavır takınmamışken “bu adamlarla olur mu?” genelleyici tavrı can sıkıcı. Daha da can sıkıcı olan ise şu; Felipe Gonzales, Bernard Kouchner ve Martti Ahtisaari isimleri haberin hiç bir yerinde geçmiyor. Herhalde haberi sadece BirGün’den okuyan okur “ee yav şu adam olabilir aslında neden olmasın” diyemesin diye. Keşke mesela Felipe Gonzales’in nesini beğenmediğinizi de açıklasaydınız bari. Yok eğer genel olarak “yabancı arabulucu”ya karşıysanız da ona uygun manşet atın. (1) Tony Blair üzerinden bütün “yabancı”lara giydirmek hoş değil. Hem “bu adamlar” ne yahu? Ayıp lan.

Tabii ki keşke sorun Türkiye içinde, arabulucusuz çözülebilse. Ama bu yolla da denemenin ne zararı var? Kaç yıldır içimizde çözmeye çalıştık, 40bin insan öldü, bir kez de bunu deneyelim ne olur? Zaten çözüme karşı olan, “yabancı”ya alerjisi olan herkes karşı çıkmakta, çamur atmakta geç kalmadı bu bildiriye. Ne olur BirGün de koroya katılmasa? Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt sorunudur demiyor muydu BirGün? Bırakın, çözebiliyorsa Martti Ahtisaari çözsün.

(1) Bir de yerli arabulucular önermişler ki evlere şenlik: Levent Tüzel, Filiz Koçali, Ufuk Uras. İlk ikisi son 4 seçimdir DTP çatısı altında, diğeri son seçimde DTP desteğiyle meclise girdi ve bir çok konuda DTP’lilerle aynı görüşte, etrafta Apo fotoğrafı önünde çekilmiş saçma sapan fotoğrafları yayınlanıyor. Onların arabuluculuğunu kabul edebileceğini mi düşünüyorsunuz “karşı” tarafın? Ben zaten diğer herhangi bir ismi bile kabul edebileceklerinden oldukça şüpheliyim “yabancı” olmaları dolayısıyla.

Var birbirlerinden farkları

Şubat 8, 2008

Dünkü BirGün’de ABD’ başkanlık ön seçimleri ile ilgili haberin başlığı: Yok Birbirinizden farkınız. Hiç bir kanıta dayanmayan önyargı dolu haberin bir kısmını aktarayım:

Cumhuriyetçi Parti’de ise “Süper Salı”nın galibi McCain, 9 eyalette kazanırken, 7 eyaletten muhafazakar eğilimli ve Mormon kökenli eski vali Mitt Romney, 5 eyaletten de “evanjelik” dindar Hristiyanların desteklediği eski vali Mike Huckabee önde çıktı.

Belirtilmemiş ama, diğer ikisine muhafazakar ve dindar denmiş. Demek ki John McCain farklı olabilir. Ki öyle hakkaten de, kendisi en azından Cumhuriyetçi Parti’nin en muhafazakar olmayan adayı.

…2003 yılında Irak’ın işgal edilmesi kararını desteklemiş olan Clinton ise…

Aha bak, Clinton Irak işgalini desteklemiş. Obama desteklemedi.

Bu sözlerin birer seçim taktiği olduğu ve savaş karşıtı delegelerin oylarının hedeflendiği görülüyor. Ekonomi alanında da vergi indirimi gibi vaatler sunan adaylar, iş başına geldiklerinde bunları unutuyor. Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki temel farkın onları destekleyen iş dünyası lobileri olduğu biliniyor. Demokratlar daha çok bilişim ve fınans sektöründen destek görürken, Cumhuriyetçiler silah ve petrol lobileri tarafından destekleniyor.

Başlardaki nasıl “gördüğümüz” belli olmayan tamamen subjektif yorumlardan öte, şu sonda kalın olarak yazdığım fark, bu saldırgan başlığı atmamak için yeteri kadar büyük bir fark değil mi? Sen ki çook çok az antimilitarist yayınlardan birisin şu ülke üzerindeki. “Bilişim ve finans sektörü” ile “silah ve petrol lobileri”ni nasıl bir tutarsın?

Aslında tüm adayların ortak noktası, Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist politikalarını en iyi uygulayacak kişinin kendisi olduğunu savunmak. Yoksul halklara ise bu reality şovu uzaktan izlemek düşüyor.

Oooh! Çakmış klasik anti-amerikan ezberini de en sonunda, çok bilmiş bir tavırla. “Aslında böyle böyledir, bütün gördükleriniz yalan.” Amerikan sistemi çok sorunlu olabilir, sadece 2 parti, ki birbirlerinden çok da uzak olmayan 2 parti yaşama alanı bulabiliyor olabilir, ne bileyim bir yerlerden bol bol para bulamayanlar (Huckabee bulamıyormuş pek misal) propaganda bile yapamıyor olabilir. Hepsi sonunda Amerikan emperyalizmine bir şekilde hizmet edecek, o da kesin, ama bu kadar da yüzeysel olmamalı BirGün’üm. Böyle “yok birbirinizden farkınız” diyerek militanca kestirip atmamalı. Bu ne yahu? soL mu okuyorum BirGün mü belli değil.