Posts Tagged ‘etik’

El İnsaf

Nisan 14, 2009

Ergenekoncuların yine “Atatürk’ü seven insanlar içeri alınmaktadır” geyiği yapmasıyla dalga geçecektim bugün, ama Habervaktim isimli site, öyle bir “haber” yapmış ki, bütün hevesim kaçtı:

habervaktimYıllarca savaştı sonunda muhtaç kaldı

Ömrünü İslami değerlerle savaşarak geçiren, çocukların Kur’an Kursları yerine bale kurslarına gitmesi için baskı uygulayan, açıkça başörtüsü düşmanlığı yapan ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan’ın evine 12. dalga kapsamında yapılan baskın inanılmaz bir gerçeği gözler önüne serdi. (…) Saylan’ın görüntüsü görenleri hayrete düşürdü çünkü başı örtülüydü. (…)

Yıllarca örtü karşıtlığı yapan Saylan’ın başını örtmüş olması, “Sonunda muhtaç kaldı” yorumlarına neden oldu.

Uzun süredir kemoterapi gören Saylan’ın bu şekilde de olsa başını örtmesi ve konuşmasını İnşallah diyerek tamamlaması akıllarda ayrıntı olarak kaldı.

Ben de bu yazıyı inşallah diyerek tamamlayacağım; Allah bin türlü belanızı verir inşallah!

Habertürk Rezaleti

Mart 27, 2009

Helikopter kazasından 48 saat sonra, önce 5 kişinin cesedine ulaşıldığı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ise bulunamadığı söylendi. Daha sonra 6′ya çıktı sayı. Habertürk muhabirimiz, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yeğeniyle konuşuyor canlı yayında.  Aşağıda ise daha konuşma başladığında bile yazıyor “6 kişinin de cesedine ulaşıldı” diye, dikkatinizi çekerim.

Buradan sonrası, henüz wordpresse video embed edemediğim vakitlerde yazıldıydı, şimdi videoyu koydum, manasız oldu.

Muhabirin, cesetlere ulaşılma haberini adamın tam da “Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatta olma ihtimali”nden bahsettiği ana denk getirmesini ibretle izliyoruz.

Koca adam göz yaşlarına boğulurken Habertürk muhabiri hala bıkbık “gerçekten çok zor, bakınız nasıl da göz yaşları” diye geyik yaparken, Habertürk kameramanı adamın suratına, yüzüne zoom yapıyor, ellerin kolların arasından gözyaşı pornosu çekiyor. Habertürk yönetmeni ise bu görüntüleri adamcağız ambulansa götürülene kadar, ve daha sonrasında “doktor çağırın” bağırışları gelene kadar inatla yayınlamaya devam ediyor. (Doktor çağırın kısımları bu videoda çıkmamış.)

Çok Ucuz Hareketler Bunlar

Mart 5, 2009

Haber 7, 19 Ocak 2009′da yazarların en tepesine Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği yazısıyla Hrant Dink’i koyduğunda ne de sevinmiştim. “Ulan” demiştim, “hakkaten bu taraftakiler karşı taraftan daha açık fikirli, daha adama benzeyen insanlar galiba. Baksana diğerleri yapar mı hiç böyle bir jest.” Ama yok, bunların da adam olacağı yok.

Ne yapmış bu site, “İbneler Karayalçın’ı, Orospular Mansur Yavaş’ı destekliyor” diye haber yapmış. Yanındaki melihgokcek.com.tr reklamı da çok güzel anlatıyor haberin amacını. Şu zibidiliği yaparak destek vermeye çalıştıkları adam adam olsa içim yanmayacak.

Ekşi Sözlük’te turquovadise “Hayat kadınlarının çocukları da Gökçek’i destekliyormuş” demiş. Hoş değil tabi, etik değil, seksist. Ama,

öyle göte böyle yarrak.

(Yozdil’den kaptım bunu, nasıl?)

Benim küstahım iyidir

Aralık 17, 2007

Vakit Gazetesi, 12 Aralık günü ilk sayfasında soldaki yazıyla İnönü Üniversitesi rektörünün “Abdullah Gül kendisine yakışanı yaparak kendi gibi düşünen birini YÖK’ün başına atadı” demesini “Cumhurbaşkanlığı makamına küstahlık” olarak tanımlamış ve adeti olduğu üzre rektörü hedef göstermiş.

İyi de, “Cumhurbaşkanı’nın çetecilikten yargılanan Hasan Ceylan’ı YYÜ rektörlüğüne ataması hukukçulara pes dedirtti” haberi yapmanın bundan ne farkı var? O kütahlıksa bu ne? Peki bunun yanına cumhurbaşkanının sümüklü resmini koymak ne yapmak oluyor yüce “cumhurbaşkanlığı makamı”na? (24 Mart 2007)

Hatta daha da inanılmaz bir terbiyesizlikle, ikisi de “En büyük tehlike irticadır” dediği için Abdullah Öcalan ve Ahmet Necdet Sezer’i bir tutup, yanına ölü bebek resimleriyle falan manşete taşımak nasıl etkiliyor cumhurbaşkanlığı makamının onurunu? (17 Nisan 2006)

Ulan, yapacak küstahlık mı bırakmışsınız Allahsızlar?

Kişisel su kısıtlamasına hayır?

Ekim 15, 2007

Çevreyi koruyalım, yok onu yapalım, yok bunu yapalım dedim dedim, ama bir de böyle bir görüş var. Su ile alakalı görüldüğü üzere, ama üç aşağı beş yukarı çevreye zarar veren her şeyde durum böyle takdir edersiniz ki. 8 Ağustos’ta Birgün’ün forum sayfasında okuduğum Doğan Emrah Zıraman’ın yazdığı bir yazıda savunuluyor. Haksız da sayılmaz bir açıdan bakarsak. Biz bu kadar uğraşalım, o kodamanlar çevrenin içine etmeye devam etsin!
O koca şirketlerin çevreye yaptıklarını tabii ki engellemeye çalışacağım, ama o şirketler benim yaptığımın milyon katını yapıyor olsa da, kendim gösterebildiğim kadar özen göstermiyorsam, onlardan da bu özeni göstermelerini bekleme hakkım olmadığını düşünüyorum. Kendim fedakarlık yapmadan o şirketlerin de fedakarlık yaparak kârlarını azaltmalarını hangi yüzle istiyorum ki.
Diye dusunuyorum ben bilmiyorum.

Melih Gökçek’i görevden al!?

Ağustos 13, 2007

“Melih Gökçek’in yaptıklarından ak parti sorumludur ve kendisini derhal görevden almalıdır.”

“İçişleri Bakanlığı ve valilik, belediye başkanlarını görevden alabilir, almalıdır.”

Bunları diyenler gerçekten bunların olabilirliğine inanıyorlar mı? Bu ülkede, görevden alma (hadi buna istifa etmeyi de ekleyelim) kriterinin “işini iyi yapma” olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?

Evet aslında, belki de kriter bu bazen. Ama biraz ters işliyor sanki? Görevini yapıp Yaşar Büyükanıt hakkında iddianame hazırlayan Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, halka ne dilde konuşuyorsun diye anket yapıp %72 kürtçe, %24 türkçe, %3 süryanice, %1 arapça sonucunu alınca bu 4 dilde belediyecilik hizmeti vermeye niyetlenen Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş görevden alınırken seçimde başarısız olanlar, yolsuzlukları meydana çıkanlar, açık açık suç işleyenler koltuklarında keyif çatmaya devam ediyorlar.

“Avrupada böyle bir skandal olsa bir gün daha görev başında kalamazdı.” Hadi canım? Bu ülkede işler evrensel kriterlere göre yürüseydi, Ulaştırma Bakanı istifa etmiş, Genelkurmay Başkanı 3 kez görevden alınmış, Deniz Baykal 2 kez istifa etmişti. Melih’e falan gelene kadar ohoo…

edit: arapça %4 değil %1′miş.

“andiçme”

Ağustos 5, 2007

(sözlükte yazmış biri, “andiçme” diye bir şey tdk sözlüğünde yok, ama anayasada var, çok harika)

9 saattir arada bir baktığım milletvekili yemin törenleri nihayet bitti. sadece bir şeyi belirticem;

Salona önce mhp “kurmay”ları gelmiş, yerlerinde oturuyorlar. Daha sonra hep beraber gelen dtplilerden bir grup (Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Sırrı Sakık’ı gördüm) mhp’nin önüne gidip Devlet Bahçeli’yle adam gibi el sıkıştılar, Yazının devamını oku »

güneş’ten provokasyon

Ağustos 1, 2007

Güneş gazetesi’nin bugunkü 1. sayfasında solda Sebahat Tuncel’in milletvekilliğine kaydolurken çekilmiş Türk bayrağı altında fotoğrafı var, altında da bir yazı:

“Bayrağın altında çok sıkıntılıydı”

Üzerinde ayyıldız var diye diğer DTP’liler gibi TBMM rozeti almayan PKK’lı vekil Tuncel’in Türk Bayrağı önündeki tedirginliği dikkat çekti.

Şimdi, öncelikle Sebahat Tuncel rozet aldı, hatta tv’de rozeti çantasına atarkenki görüntüsü bile var, o sırada gazeteciler takın dedi, onu yapmadı sadece. “PKK’lı” saçmalığına hiç değinmeyeceğim zaten de, (yeter) “Türk Bayrağı önündeki tedirginlik” ne ulan. Hasbelkader tedirgin görünen bir fotoğraf çekmişsiniz arkasına Türk Bayrağı getirerek, sanki o sırada arkasında bayrak var diye tedirgin olmuş gibi yazmışsınız. İğrençsiniz. Neyse, haber şöyle devam ediyor:

“PKK koğuşundan Meclis katipliğine”

Milletvekili seçildikten sonra PKK üyesi olmak suçundan yattığı cezaevinden çıkartılan Sebahat Tuncel, meclisin en genç üyesi olduğu için Geçici Başkanlık Divanın’nda katip üye olarak görev yapacak.

Devamında da devletin bir teröriste 8 milyar (8bin ytl bu 19 aydır ya…) maaş vermesinden bahsetmiş. Öncelikle, provokasyon amaçlı olmayan yerleri bile yanlış bu gazetenin yahu, Sebahat Tuncel en geç vekil değil, en genç 6 vekilden biri olduğu için 6 katip üyeden biri olacak. (Bu arada bu 6 üye 4 akp 2 dtp’liden oluşuyor) Esas ölümcül yanlış ise, “yattığı” değil “tutuklu yargılandığı” olması gerekiyor tabi cezaevi tanımlanırken, ama umrunda değil tabi Güneş’in, kasti zaten, Yeniçağ’ın faşist provokasyon tahtına oynuyor zira. Ama işin kötüsü 160bin satıyor bu gazete. Türkiye’den, Star’dan, Yeni Şafak’tan fazla. Yeniçağ’ın 3 katı…