Posts Tagged ‘savaş’

Dağlıca Biliniyordu!

Temmuz 1, 2008

2 kötü söz söyleyince hemen kırılan, yıpranıveren narin Genekurmay yine bir açıkama yapmış. Rutin zırlamaları ve tehditleri geçersek, özet olarak Taraf gazetesinin medyayı yönlendirme planı haberini yalanlamış, “dağlıca baskını biliniyordu” haberini doğrulamış.

Baskın önceden haber alınmış, gereki önlemler alınmış, sonuç olarak da hain saldırı istediği amaca ulaşamamış. 13 genç öldü, 8i esir alındı. Saldırının amacı daha neydi merak ediyorum doğrusu.

Ben bu olayı şu 2 şekilde açıklayabiliyorum, başka fikri olan varsa beri gelsin,

  1. Bu kadar önleme rağmen, yapılacağı önceden bilinen bir saldırıda bile en güvediğimiz, çok acayip güçlü, muhteşem TSK bu “çapulcu sürüsü”yle başa çıkamayıp, bu kadar kayıp veriyor, üstüne üstlük, dalga geçer gibi, 12 şehit, 8 esiri bir zafer, “örgütün amacına ulaşamaması” oIarak tanımlayabiliyor.
  2. Çeşiti hesaplar sebebiyle (Irak’a operasyon bu saldırıdan sonra yapılabildi?) bu kayıplara göz yumuldu, birilerinin yüksek çıkarları için 13 genç öldü, 8i ölmekten beter oldu.

Hangisi daha vahim bilemedim.

Tercüman’ın yeni marifeti

Mart 13, 2008

Tıkla da daha yakından bak yandaki resme. Ne güzel di mi? Misssler gibi terörist cesedi, leşi! Ohhh! Bak bak zevk al. Gebermiş hainler! Mehmetçik boş dönmemiş! Şehitlerimizin kanı yerde kalmamış!

Türkiye’nin en kıç bile silinmeyecek gazetesi Halka ve Olaylara Tercüman, yine muhteşem bir habercilik başarısına imza atarak kahraman mehmetçiğin öldürdüğü teröristleri 1. sayfasına taşımış, ama öyle bir taşımak ki, aklın hayalin durur. İnsani olarak iğrençliğinden bahsetmeyeğim hiç, onda TSK ile bile hemfikiriz. Hani TSK “insani değil” diyerek basına terörist cesedi resmi vermeyi reddetmişti ya. Gerçi gerçek sebep bu mu yoksa ellerinde 240 sayısını doğrulayacak resim olmaması mı bilinmez o ayrı, daha önce insaniydi de şimdi mi insani değil, o da merak konusu, neyse. İğrençliğini geçtim, sadece haberin kıçtan sallamalığına değinmek istiyorum.

Bir kere kaynak yok, “Tercüman özel görüntüleri ele geçirdi.” kim geçirdi, nasıl geçirdi, belli değil. Sağolsun en tepeye döşemiş 12 tane ceset, üstünü de mozaiklemiş, rahatsız olmayalım diye herhalde. (Yarım sayfa ceset resmi basıp üstünü mozaiklemek de enteresan bir gazetecilik tabii.) Ama bu cesetler her şey olabilir, 10 yıl önceki bir operasyondan olabilir, hatta dünyada herhangi bir yerdeki herhangi bir katliamdan olabilir. PKK’lı oldularını gösteren hiç bir kanıt yok.

Başka bir resimde de karların üstüne 8-10 tane silah serip resim çekilmiş, bunlar da ölen veya “silahını bırakıp kaçan (o nasıl işse?)” teröristlerinmiş. Heee öyledir kesin.

Bunun yanında, “12″ sayısına dikkatinizi çekmek isterim. “10″, PKK’nın bildirdiği zayiat zaten. Yani PKK, 10 militanını kaybettiğini iddia ediyor. TSK ise “240 teröristi etkisiz hale getirdik” diyor. Tercüman’ın bu haberinde de 12 teröristten bahsediliyor. Kalan 228 teröristin resmi yok Tercüman’da nedense. Hayır, madem böyle muhteşem bir gazetecilik başarısına imza attınız, photoshopta 3-5 tıklamayla 240 yapabilirdiniz onları, tam olurdu.

Çok alakasız (valla) ek bilgi: Bu gazetenin (Ve Güneş’in, ve Akşam’ın) sahibi, geçenlerde Türkiye’nin en zengini olduğunu öğrendiğimiz Karamehmet’tir.

240′ın anası

Mart 6, 2008

Hıncal Uluç 4 Martta Sabah’ta şöyle şeyler demiş. Merkez medyada bu tür sözler duymak ne kadar güzel:

Bir gün daha sürse ve bir, tek bir şehit daha verseydik.. Amerika’ya ders vermek, dünyaya hava atmak için bir Türk gencini feda etmek..
O şehit kendi evladımız olsa mesela?.
Aslında öbür 240 ne?..
Terörist, merörist.. Onlar da bizim çocuklarımız değil mi?. Şehit ailelerine yanıyoruz.. Peki o 240′ın anası, bu memleketin anası değil mi?. Şehit anaları üzerinden reyting yapanlar, o anaların acısını niye getirmez ekrana?..
Doğu’da her şey güllük gülistanlık olsa, PKK olur muydu?.. Bu çocuklar böyle kolayca kandırılıp yığınlarla dağa çekilir miydi?.
O zaman iyi, çok iyi düşünün.. “Şehit” diye andığımızla, “Etkisiz hale getirildi” dediğimiz insanlar, çok küçük farklar, şanslarla, tam da karşının üniformasını giymiş olabilirlerdi. Ayni ülkenin, ayni yörenin, hatta ayni ailenin çocukları bunlar..
Bugün 24 değil, 240+24 aile kan ağlıyor ülkemde..

Not: Bir önceki yazımda TSK’nın şehit sayısı 27 demiştim, burada 24 demesinin sebebi 3 kişinin köy korucusu olması, ya baktığı kaynak ya da Hıncal Uluç (umarım) atlamış.

Yirmi yedi

Mart 2, 2008

Harekat bitmiş. 240-27 galibiz.

Ne demiş genelkurmay;

Şüphesiz, bir bölgede icra edilen operasyonla terör örgütünün tamamen etkisiz hale getirilmesi söz konusu değildir. Ancak, Irak’ın kuzeyinin teröristler için emniyetli bir bölge olmadığı örgüte gösterilmiştir.

Hadi 240 neyse. O sadece “atılan gol” hanesindeki sayı sizin için, biliyoruz da, “27″ mi yani “örgüte bir yerin güvenli olmadığını gösterme”nin bedeli. Çoğu* bu işi devlet zoruyla yaparken ölen 27 genç mi?

* Ölenlerden kaçı “vatani görev”ini yaparken ölmüş, bilen biri söylerse sevinirim.

Keşke ölseydiniz!

Kasım 6, 2007

Geçenlerde Genelkurmay başkanı hayal edilemeyecek acılar yaşatmaktan bahsederek kanımızı dondurmuştu. Sıra adalet bakanına gelmiş. Mehmet Ali Şahin. Bakın ne demiş:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir mensubu böyle bir duruma düşmemeliydi. Dolayısıyla kendilerinin kurtulmuş olmasından fazla bir sevinç duyamadığımı ifade etmek istiyorum. Bu benim kişisel değerlendirmemdir.”

“o gece bu teröristlerle birlikte gitmiş olmasını bir Türk vatandaşı olarak içime sindiremedim”

“Bizim askerimiz, bizim Mehmetçiğimiz vatanı korurken gerektiğinde her an şehit olmayı göze alan bir askerdir. Tabii onların şu anda yurda dönmüş olmaları ailelerini, kendilerini mutlu etmiştir, vatandaşlarımız da bundan memnuniyet duymuş olabilirler ama benim içimde böyle bir uhde kaldı. Bunu sizlerle paylaştım. Bu benim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu olaylarla ilgili bir değerlendirmemdir.”

Sözlükte prothedop ne güzel demiş mehmet ali şahin başlığında: “bugün kalp krizi geçirmemiş olmasına sevinemedim.”

Ay canım yaa, yazık. İlk lafı ettikten sonra neler dediğinin farkına varıp nasıl da 20 kere falan “bu benim vatandaş olarak düşüncemdir” falan demiş. Kurtaramamış ama pek, hatta daha sonra bi de “gerektiğinde ölür” falan demiş, sonra yine tırsmış vatandaş olarak demiş, ama yok işte öyle. Hadi bi şekilde düşünebiliyorsun öyle, öyle bir insansın. Ama hasbelkader adalet bakanı olmuş isen, söylemeyeceksin artık.

“Ailelerini mutlu etmiştir tabii, ama benim içimde uhte kaldı.” demiş bi de yahu utanmadan. Oha! Çocuğun torunun gitsin de bakalım esir düşüp 5 gün sonra geri gelsin mi istiyorsun yoka ölsün mü orda “gerektiği” için.

Amaaan neyse, Şevket Kazan bu ülkede adalet bakanlığı yaptı be. Bu da yapar. Teheyy…