Posts Tagged ‘sosyalizm’

DSİP ve Mehtap TV

Nisan 8, 2009

mehtap-tv-dsipMehtap TV garip bir kanal. “Tefekkür”, “Hanım Sahabiler”, “40 hadis” gibi Mesaj TV ayarında programların yanında Eser Karakaş, Şahin Alpay ve Mehmet Altan’ın tartışma programı Akıl Defteri (pazartesi 21), ve Ferhat Kentel‘in sunduğu Tersi ve Yüzü (cuma 21) diye 2 programları var. Bu yazıyı da bu programın son bölümünü paylaşmak, ve fırsattan istifade DSİP’i tanıtmak için yazıyorum.

3 Nisan tarihli Tersi ve Yüzü programında Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) genel başkanı Doğan Tarkan ve yine partinin üyesi ve DurDe sözcüsü Cengiz Alğan, 29 Mart yerel seçimlerini değerlendirdiler. Şuradan online izleyebilir, şuradan bilgisayarınıza indirebilirsiniz .

dsip-amblemDevrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Türkiye solundaki en farklı parti. Darbelere ‘ama’sız karşı duran, ergenekonu ciddiye alan, başörtüsü dahil olmak üzere tüm özgürlükleri ilkesel olarak savunan DSİP, her sene en hardcore marksistlerden en liberal Star gazetesi yazarlarına kadar bir çok kişinin konuşmacı olarak katıldığı güzel Marksizm 200x toplantılarını da düzenlemekte. Üyesi değilim ama, şu an kendime en yakıın gördüğüm parti hiç kuşkusuz DSİP’tir.

Bu partinin farkını, bahsettiğim programda Doğan Tarkan ve Cengiz Alğan’ın söylediği şu bir kaç cümle açıklasın dilerseniz:

DT: “İnsanların ağır koşullarda çalıştırıldığı, haklarının özgürlüklerinin olmadığı bir sistem sosyalistse ben sosyalist değilim.”

DT: “Türkiye’de ilk defa güçlü ve silahlı Kemalizm geleneği geriliyor. Bu mücadelede saf tutmadığınız takdirde 80 yıllık devletin yanına düşersiniz. Sosyalistler bir saniye bile düşünmeden Kemalizm’i gerileten tarafta olmak zorunda.

CA: “Bizim sol, seçim sonrası o grafiklerde “diğer” kısmından kurtulmak istiyorsa, Kemalizm’le bağını koparması gerekir, devletçilikten bağını koparması gerekir, 5 milyon kişi başını bağlıyor diye şeriat gelecek paranoyasından kurtulması gerekir, orduyu ilerici görmeyi bırakması gerekir.”

DT: “Türkiye solunun önemli bir kısmı darbe girişimleri ve ergenekon üzerine ya tarafsız kalmaya çalışıyor, ya da ‘hayır darbe girişimi yoktur, aslında AKP sivil darbe yapmaktadır’ gibi garip bir politik durum içindeler. Özgürlükleri savunmadan, seçilmiş bir hükümetin devrilmesine kim olursa olsun karşı çıkmadan halktan oy istemek mümkün değildir.”

Sonlara doğru da, bunları yapacak yeni, kapsayıcı bir sol alternatifin Türkiye’nin tek umudu olduğundan bahsettiler ya, lafı ağzımdan aldılar. DSİP, bunları söyleyip duruyor zaten ama, artık programındaki ve adındaki “devrimci”den kurtulup, boyuna bakmadan çıkıp böyle bir işe kalkışsa keşke yavaş yavaş.

Seçimlere ve Türkiye siyasetine dair kamuoyunda çok az yer bulabilen ama önemli bir bakış açısını, gerçek özgürlükçülüğün liberallerin tekelinde olmadığını, bütün sosyalistlerin de at gözlüklü ve totaliter olmadıklarını farketmek için ideal bir program olmuş. Tekrar şeyedeyim; şuradan online izleyebilir, şuradan bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Ayrıca Mehtap TV’nin diğer bütün programların bütün bölümleri de sitede mevcut.

29 Mart Notları

Mart 31, 2009

29mart1

Ankara

Melih Gökçek, Ankara’da 15 yıldan sonra bu kez sanırım gerçekten son kez seçildi. (Bir daha aday olmayacak yani, ondan.) Oyları %56′dan %38′e düştü ama, yetmedi. “Mansur Yavaş anca %10 alır, eheh meheh” diyen Tarhan Erdem de kına yaksın. %27 aldı Mansur Yavaş. Ben de ona oy vermiştim, hala da kazansa kazansa onun kazanabileceğini düşünüyorum. İçim rahat. “MHP’ye de oy vermedik demeyiz, eheh.”

hakparAnkara İl Genel Meclisinde oyumu verdiğim HAKPAR, %0.11 alarak Şükrü Erbaş’ın %0.7’sinden sonra kişisel tarihimde “a new low” set etmemi sağladı. 3 milyonluk Ankara’da benden başka sadece 2947 kişi daha oy vermiş. Diyarbakır’da bile %1′e ulaşamayan HAKPAR’ın en büyük başarısı Ağrı belediye başkanlığında aldığı %1.33 oldu. Kurarsınız federasyonunuzu artık Ağrı’da. ahah.

Ankara – Çankaya‘da halk tarafndan pek tanınmayan CHP adayı Bülent Tanık , meşhur AKP adayı Bülent Akarcalı‘ya anlamsız bir fark (36 puan!) attı. CHP’nin oyları 8 puan artarak %58 olurken, AKP 15 puan düşerek %22′de kaldı. Ben, ikisi arasında karar veremediğim için DTP çatısı altında seçime giren solun ortak adayı Serpil Köksal’a vermiştim, %0.45 aldı. eheh.

Yenimahalle‘de CHP, AKP’yi yenmiş bu sefer. Bu 5 sene Yenimahalle’yi de bok götürecek anlaşılan. (CHP yüzünden değil, Gökçek yüzünden.)

ÖDP, Sosyalistler, Yeşiller

odpÖzgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Hopa‘da ön seçim yaptı, ön seçimde o sıradaki başkan Yılmaz Topaloğlu seçilmedi, bunun üzerine kendisi de bağımsız aday oldu, sonuçta ÖDP %8, Topaloğlu %18 aldı, Hopa, %25 ile CHP’ye gitti. Demek ki ön seçim de her zaman çok hayırlı olmayabiliyormuş.

Hatay – Samandağ’da ÖDP, Tunceli -Mazgirt’te Emek Partisi (EMEP)olmak üzere sosyalistler 2 ilçe belediyesi kazandı, ayrıca Hatay – Aknehir, Kırıkkale – Hasandede ve Malatya – Ağılbaşı belde belediye başkanlıklarını da ÖDP kazandı. (Henüz EMEP veya TKP herhangi bir beldeyi kazandı mı bilmiyorum.) Böylece (DTP hariç) sosyalistler toplam belediye sayılarını %150 arttırdı. (1 ilçe + 1 belde‘den 2 ilçe + 3 belde‘ye çıktı.)

Edit:  Tunceli’nn Hozat, Pertek ve Nazımiye ilçelerini ve Rize – Çamlıhemşin‘i bağımsız sosyalist adaylar, Tunceli’nin Darıkent beldesini de EMEP almış. Yani 6 ilçe + 4 belde sosyalistlerin. %400 artmış sosyalist belediye sayısı. Oha.

İstanbul Büyükşehir’de DTP’den solun ortak adayı Akın Birdal, anca %4.6 alabildi. Sırf Kürtler verse bile %5′i geçmesi gerekirdi, solcular Kılıçdaroğlu’na mı verdi n’aptı?

Geçen gün bahsettiğim, DTP, EMEP, ÖDP, SDP ve bir sürü oluşumun desteklediği Yeşiller adayı Nursel Şengür,, Kadıköy‘de %0.13 (445 oy) alarak TKP’ye bile geçildi. Ki DTP’nin bir önceki seçimde Kadıköy oyu %2. Çok acı gerçekten. Beyoğlu‘nda ise Sosyalist Feminist Kolektif‘in adayı Ülfet Taylı Taş ise 398 oy (%0.28) aldı. (DTP’nin oyu %6)

Sivas ovası, Alperen yuvası!

bbp

Sivas Merkez’de BBP adayı Doğan Ürgüp %51, il genel meclisinde ise BBP %37 almış. Hey yavrum hey. Şu haritaya bak, nasıl da lacivert bir güneş gibi doğmuş ülkeme Büyük Birlik! Merkez’de BBP geçen yerel seçimde %20 almıştı, genel seçimde ise bağımsız aday olan Muhsin Yazıcıoğlu sadeceı %10 ile milletvekili seçilmişti. Sivas’ın dışnda, Maraş ve Bayburt’ta da belirgin bir oyu var BBP’nin.

Büyük Birlik Partisi (BBP) ve Saadet Partisi, oylarını %100 arttırdı! BBP %2.3′ü, Saadet %5.2′yi buldu. AKP’den çok daha “dinci” olan bu partilerin AKP’den oy çalması, şimdilik çok mutlu ediyor bizim “çağdaş”ları. Allah sonumuzu hayır etsin.

İzmir Kalesi

chpİzmir’de CHP‘ye bir haller oldu. AKP’nin kazanacağına kesin gözle bakılan, AKP’nin sınırlarını kendi kazanacağı şekilde ayarladığı iddia edilen yeni ilçeler Bayraklı ve Karabağlar, ve hatta ömrü billah selamet-refah-fazilet-AKP’yi seçmiş olan Kemalpaşa bile dahil olmak üzere 30 ilçeden 28′ini CHP aldı, Tire’yi 7 puan farkla DP‘ye kaptırdı, Bayındır’ı ise sadece 14 oy farkla AKP’nin kazandı. “Hadi lan ne kalesi, daha 2 seçim önce Burhan Özfatura’yı seçtiniz” diye dalga geçtiğim İzmir, hakkaten kale olmuş, haberimiz yok. Şuna bak. (Bayındır yenilenmemiş burada henüz.)

İzmir – Konak‘ta Eski SHP’li başkan şimdi AKPli aday Ahmet Sarışın sadece %26, eski DSP’li başkan şimdi DSP’li aday Erdal İzgi sadece %3.6 alırken, CHP’nin ilk adayı kabul edilmeyince seçtiği ikinci adayı Hakan Tartan ise %56 ile “sildi süpürdü”. DTP adayı Mizgin Irgat ise oyları düşmesine rağmen diğer partiler eridiği için %7 ile 3. oldu Konak’ta.

Deniz Kenarı

29-mart-baskanAKP’ye deniz kenarında oy yok. Toplamda belediye başkanlıklarının yarıdan fazlasını alan AKP, denize kıyısı olan 28 ilden sadece 9′unda kazanabildi.

CHP ve MHP ise, sadece deniz kenarında var. Her zamanki gibi, hatta her zamankinden daha yoğun bir şekilde deniz kenarlarını CHP (Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin, Zonguldak, Sinop, Giresun, Artvin.)  alırken, denizin en kenarı olmayan, ama kenara çok yakın şehirleri MHP (Manisa, Balıkesir, Uşak, Isparta, Osmaniye, Adana, Kastamonu, Bartın, Karabük, Gümüşhane.)  aldı. MHP iç anadolu’yu iyice AKP’ye bırakıp, batıya ve güneye kaydı.

Sonuç olarak, deniz kıyılarında CHP, onun bir iç halkasında MHP, daha içinde de AKP kazandı. Aferin. Kurcaladınız kurcaladınız, halka halka böldünüz güzelim vatanı sonunda. soğan gibi bölündü cağnım vatan. Halka halka. Çember çember. :(

Başka?

Büyükşehir ve/veya İl merkezlerinde kadın belediye başkanı sayısı %100 arttı! Eskiden sadece Tunceli’de DTP/EMEP’li Songül Erol Abdil vardı, şimdi Tunceli’de DTP’li Edibe Şahin, Aydın’da CHP’li Özlem Çerçioğlu belediye başkanı seçildi. Muazzam bir kadın – erkek eşitliği. Helal olsun bütün partilerimize.

Antalya‘yı hardkor Kemalistler kazanmış. Üzüldüm.

Kılıçdaroğlu, İstanbul’da iyi direndi. Keşke ya kazansaydı ya da fark yeseydi. AKP de CHP de çok havalanmıştı, birinin havası alınsa iyiydi.

Bodrum‘da Kocadon, CHP’yi tahtından indirmiş. Absürt Laiklik Eden Gidiyor Goygoyu işe yaramamış. Sevindim.

DTP, doğuda AKP’ye ödünç verdiği belediyeleri misliyle geri aldı. Iğdır, tarihinde ilk defa DTP yönetimine geçti. Sevindim.

Eskişehir, Yılmaz Büyükerşen’de (DSP) kaldı. Sevindim.

anap

20 yıl öncesinin Ak Parti’si ANAP, İl Genel Meclisinde %0.76 almış. Rize dışında %3′ü geçtiği il yok. Kapatın gidin abi partiyi artık. Haydar Baş bile geçecek neredeyse.

Milliyetçi Hareket Partisi, korku salan ismine ve tarihine rağmen, kaç yıldır sürdürdüğü dönüşüm sonucunda iyice merkez partisi olma yolunda. (Hayır, Mansur Yavaş’a verdiğim oy için kendimi rahatlatmaya çalışmıyorum. Valla.) AKP’ye vermek istemeyen sağcılar ve CHP’ye vermek istemeyen “sol”cular MHP’ye vermeye başladı. Eski MHP yerine ise BBP yükseliyor. Yeniden, Allah sonumuzu hayır etsin.

DTP’nin yedeği olarak kurulan ve sadece İl Genel Meclis pusulasında bulunan, onda da herhagi bir aday açıkladı mı belli olmayan Barış ve Demokrasi Partisi 6712 oy alarak Yaşar Nuri Partisini geçti. ehehe. Adını mı beğendiniz amblemini mi beğendiniz n’aptınız arkadaş?

Seçim sonucunu illere ilçelere göre en güzel ntvmsnbc, partilere göre en güzel Hürriyet veriyor.

4 saattir bu yazıyı yazıyorum, toplam 938 kelime olmuş. Şu emeği derslerime versem profesördüm şimdi.

Faşizme Karşı Omuz Omuza

Eylül 17, 2008

Efendim sıradaki haberimiz Köln’den:

19 Eylül’de Avrupa’daki tüm ırkçılar Köln Camisi yapımını engellemek için Köln’de buluşacak.
Almanya Sendikalar Birliği’nin çağrısı üzerine sol partilerin yanı sıra, tüm kiliselerin temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarının da katılcağı karşı gösterinin en ateşli grubu ise gay ve lezbiyenler.

Sosyal demokratlar, yeşiller, liberaller ve sosyalistler caminin yapılması yönünde oy kullanırken, Alman Başbakanı Angela Merkel’ın Hıristiyan Birlik Partisi (CDU) üyeleri karşı yönde oy verdi. Camiye büyük destek veren CDU’lu Köln Belediye Başkanı Fritz Schramma ise partisinin görüşüne uymayıp “evet” oyu kullandı.

Şüphesiz ki almasını bilen için bir haberde ne ibretler vardır…

Denizlerin Yolu

Mayıs 27, 2008

17 Mayıs’ta Taraf gazetesinin “her Taraf” sayfasında Rasim Ozan Kütahyalı’nın “Denizlerin Yolu Bizi Nereye Götürür” başlıklı bir yazısı yayımlandı. En dikkat çekici yerlerini aşağıya alıyorum. Biraz da biz ezberlerimizi bozalım:

Türkiye 1968’inin bugünün gençlerine mirası nedir? Bu miras çok yararlı, ufkumuzu açan, bize güç ve direnç veren, özgürlükler ve demokrasi için mücadele etmemizi teşvik eden bir miras mıdır? Denizler’in yolu, 68lerde mücadele vermiş ağabeylerimizin, babalarımızın yolu evrensel vizyonu olan, enternasyonalist, hümaniter ve demokrat bir yol mudur?

Bu sorulara bugünün ve bu ülkenin bir genci olarak, Deniz’in idam edildiği yaşlarda olan bir genç olarak, Deniz ile aynı yıllarda doğmuş, O dönem üniversitede okuyan, 68li olmakla övünen bir anne ve babanın oğlu olarak tüm kalbimle ve beynimle yüksek sesle HAYIR diyorum, HAYIR HAYIR HAYIR.

O döneme dürüst bir bakış özünde o gençlerin ne kadar milliyetçi olduğunu bize gösterecektir. O gençlerin köken olarak Kemalist olduğu, 27 Mayıs’ı taparcasına destekledikleri bugün herkes tarafından kabul ediliyor, söyleniyor. Fakat o gençlerin bu Kemalist köken içinden gelen çok güçlü ve katılaşabilmeye müsait bir milliyetçi/ulusalcı damara sahip olduğu gözden kaçırılıyor.

Türk 68 hareketi özlerinde olan bu milliyetçi ideolojiyi antiemperyalizm ve tam bağımsızlık sloganları arkasına saklamış, sosyalizan bir süs vererek kamufle etmeye çalışmıştır. Bu milliyetçilik öyle MHP tipi milliyetçiliğe göre de daha insancıl ve masum falan da değildir. Bilakis modernist ve marksist-leninist etkileşimler sebebiyle daha pozitivist, katı ve insansız hale gelmiş, zenofobik hatta ırkçı eğilimlere kayabilecek bir milliyetçilikti Türk 68 ruhunun milliyetçiliği. Nitekim bugün kendini “Ulusalcılık” olarak takdim eden akım birebir olarak bu ruhun mirasçısıdır. Aralarında doğrusal bir süreklilik vardır. Tam bu noktada Deniz Gezmiş’in 29 ocak 1971 yılında babasına yazdığı mektuptan alıntı yapmak istiyorum.

Baba, sana her zaman müteşekkirim, Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı kurtuluş savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim… Baba biz Türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız, Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da. Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları… ”

Bu mektubu Gezmiş “Ya vatan ya ölüm” diyerek bitiriyor. Bu mektubun ölümü, hapisleri, kurşunlanmayı kutsayan okuyanın beynini zehirleyebilecek kolektivist bir mantıkla yazılmış olmasını bir yana bırakalım. Bu mektuptaki kolektivizm, enternasyonal marksist bir kolektivizm de değil. Türkiyeli olmayan her siyaset bilimci bu mektupta saklanmayan apaçık bir nasyonalizm olduğunu görür ve tespit eder. Koyu bir zenofobi içeren, yabancı diye adlandırılanlara yoğun ve derin nefret hisleriyle dolu bir zihniyet var ortada.

Ulusalcılık denen feci cereyan da buradan doğmuş ve yükselmiştir. Tek fark, Denizler kuşağının o dönemde “nefret edilecek yabancılar” kategorisine koymadığı Kürtler ve Gayrimüslimler(özellikle Ermeniler) de zamanla tıpkı Amerikalılar, İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar gibi “yabancı”lar kategorisine yerleştirilmiştir bugünün Ulusalcı akımı tarafından.

Fakat 68li aktörlerin ciddi bir kısmı da bugün samimi olarak özgürlükçü ve demokrat, bu ruh sağlığı bozuk ulusalcı akımın karşısındalar. Öte yandan bu vicdanlı ve ahlaklı duruşu gösterebilen -68li veya değil- sol aydınların istisnalar hariç nerdeyse tamamı Türk 68’inin bu feci yüzüyle hesaplaşabilmiş değil, açıkça redd-i miras yapabilmiş değil. Aksine ulusalcılığa cephe alan ve kendini özgürlükçü-sol olarak gören bireylerin, grupların hemen hepsi Türk 68 hareketiyle ve Deniz’lerle gurur duyuyor, onların yolunun takipçisi olduklarını söylüyorlar. İdeolojik olarak bu redd-i miras yapılmadan bugünün ulusalcılarına, kızılelma koalisyonuna, Ergenekon çetesine Türkiye solunun karşı çıkması tamamen anlamsız ve ahlaken de gayrımeşrudur.

Evet, Deniz’in idam edildiği yaşlarda olan bu ülkenin bir genci olarak Türk 68’inin yani Deniz’lerin yani babalarımızın ve ağabeylerimizin bizlere bıraktıkları fikri ve fiili mirası reddediyorum… Özgürlük, barış, ahlak ve demokrasi adına Türk 68’inin bize bıraktığı miras asla olumlu değildir… O hareketin vizyonu evrensel değil milliyetçi bir vizyondur… O mirasın, o yolun takipçisi olmamız sadece hem Menderes’leri, hem Deniz’leri insafsızca asan, bu ülkenin ve devletin tek sahibinin kendi olduğuna inanan ve bu inanç uğruna herkesi harcayabilecek egemen zihniyetin işine yarar.

Bu yazıdan sonra çıkan yaygarayı ebucan sözlükte gayet güzel özetlemiş. Ben ne olur ne olmaz diye bu ve sonraki günlerde çıkan yazıların linklerini oradan alıp buraya da koyayım: 1 2 3 4 5

Bir de ekleyelim, bu yazıdan sonra Taraf’ın 7 çalışanı gazeteden istifa etmiş. Taraf gibi demokrat, özgürlükçü bir gazetede bile bu eleştirileri kaldıramayıp, istifa eden çalışanlar oluyormuş demek ki. Tabulaştırdıkları ilahlarının mirası, gazeteye yazı gönderen başkası tarafından reddedilince dayanamamışlar. Kendileri yeteri kadar özgürlükçü değilmiş belli ki. Yolları açık olsun.

Partilerin parti kapatmaya bakışı

Kasım 18, 2007

Yargıtay Başsavcılığının açtığı DTP’yi kapatma davası üzerine Birgün Gazetesi 4 “sol” parti, ve hatta AKP’nin görüşlerini yazmış. Önce şu üçüne bakalım:

Mehmet Ali Şahin. Adalet Bakanı (AKP): Yeni bir anayasa hazırlığı yaparken bir siyasi parti hakkında dava açılmış olması hoşuma giden bir şey değil.

Ufuk Uras. ÖDP Genel Başkanı ve Milletvekili: DTP akan kanın durdurulması ve sorunların çözümü için bir şanstır. Dar görüşlü yaklaşımla DTP’nin kapatılması, bu şansın elden kaçırılmasına yol açacaktır.

Uğur Cilasun. SHP Genel Sekreteri: Siyasi partileri kapatmanın çözüm olmadığı görüldü. Siyasi partileri kapatmamak lazım. Diyalog lazım.

Yani ne diyor; Kapatmayalım. Bu partilerden biri islamcı/liberal (o ne be?), biri sosyalist, biri sosyal demokrat. Şimdi de şu ikisine bakalım:

Mustafa Özyürek. CHP Genel Başkan Yardımcısı: Yargı sürecidir, konuşmak yargıya müdahale olur.

Zeki Sezer. DSP Genel Başkanı: DTP’ye bu davayı açanlar ellerindeki yasaya göre davranıyorlar. Bu aşamada DTP’ye çok iş düşüyor.

Biri, daha 5 ay önce karışmamışçasına “yargıya karışmama” kisvesi altında, kapatmaya susarak destek veriyor, diğeri de “yasa var kardeşim” diyerek aynı şeyi yaparken, bir de zaten hakkında dava açılmış partiye de “iş düştüğünden” falan bahsediyor. Bu 2 parti ne şimdi? Sol mu? Sosyal demokrat mı?

“İşin gücün yok, oturup chp ve dsp’nin sol olmadığını mı anlatıyorsun hala” diyeceksiniz de, “ben solcuyum” diyenlerin çoğu bu 2sinin ittifakına oy verdi seçimde? Onu ne yapacaz?